NESİLDEN NESİLE BİLGİ MERKEZLERİMİZ KÜTÜPHANELER

 

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren  öğrenme hayatının içerisinde yer alır. Yaşam boyu öğrenme olarak adlandırılan bu kavram hayatımızın her anında, her dakikasında var olmuş ve olmaya devam edecektir. İnsanlar bu öğrenme gereksiniminin birçoğunu ‘bilgi merkezi’ olarak adlandırılan ve geçmişi 5 bin yıl önceye dayanan kütüphanelerden karşılamaktadır. Kütüphaneler bilgi kaynaklarını toplar, korur ve onları insanların kullanımına açar. Goethe “Bir kütüphane karşısında insan kendini büyük bir sermayenin yanındaymış gibi hissediyor, sessiz sedasız hesapsız faiz getiren bir hazine.” diyerek kütüphanelerin önemini ne de fevkalade açıklamıştır.

Günümüz coğrafyasında yaşanan nükleer enerji, uzay ve havacılık, bilgisayar ve iletişim teknolojileri gibi yeni teknolojik gelişmeler hayatımızı etkilediği gibi kütüphaneleri de doğrudan etkilemiştir. Bu teknolojik gelişmeler ile birlikte insan beyninin çok yönlü düşünmesi,  “teknolojik kütüphane”  kavramı ortaya çıkmıştır. Böylece 20.yüzyılda elektronik kaynaklar kütüphanelerde kullanılmaya başlanmıştır. Dergi ve kitapların tam metinleri kullanıcıya sunulmuş, araştırmacılara kütüphaneye gelmeden istedikleri zaman internet ortamında yazın taraması yapması, e-dergileri, kitapları, makaleleri okuması, istedikleri kitapları ayırtması olanağı sağlanmıştır. Yani elektronik dergiler, kitaplar, veri tabanları, bloglar, web siteleri ve benzeri e-kaynaklar hayatın her alanında yer almaya başlamıştır. Bu özellikler sayesinde insanlar işlerini daha hızlı, avantajlı ve kolay halledebilir hale gelmişlerdir.

Yediden yetmişe her insan mutlaka kütüphaneyi kullanmıştır ya da kütüphane olgusunun elbette farkındadır. Fakat şu da kaçınılmazdır ki en önemli ziyaretçileri ise öğrencilerdir. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca çok çeşitli ve geniş bilgilere ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden de kütüphaneler bilgi havuzunu çeşitlendirmeli ve öğrencilerin istedikleri her bilgiye zorlanmadan ve güvenilir bir şekilde ulaşmalarını sağlamalıdırlar, en önemlisi de öğrencilerin hatta genelleyecek olursak insanların kütüphaneleri sadece bilgi merkezi olarak algılamamaları ve zorunlu bir şey olmadan da gelmelerini sağlanmalıdır. Bu da kütüphaneler haklarındaki genel yargıyı değiştirmekle mümkündür. Gerek mimarisinde, tasarımında ilgi çekici özellikler inşa ederek, gerekse oyun odaları, sinema salonları, eğlence odaları,  aktivite odaları gibi şeylerle sağlayabilirler. Ayrıca gelişen teknoloji ve insan gücünün ortak çalışması sonucu geleceğe yönelik büyük yatırımlar yapılabilir, fikirler sunulabilir. Böylece ortaya çıkan cazip kütüphane sistemi de insanların kültür, bilim, düşünme, öğrenme merakını güdüleyerek insanları kendine çekecektir. “Değişmeyen tek şey değişimdir.” diyen Herakleitos ne kadar da doğru bir söz söylemiş. Zaman geçtikçe her şey değişiyor. Dilerim kütüphanelerimizde istenilen bu yenilikler gerçekleşir ve kütüphaneler insanlarımızın hayatının vazgeçilmez parçası olur.

 

Kübra Tekin – Hacettepe Üniversitesi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın